Kayıtlar

YANIK (İZMİR DEVLET TİYATROSU)

Resim
YANIK (İZMİR DEVLET TİYATROSU) "Zaman kafası kesik bir tavuk gibi çılgınca ortada dolanıyor, kesik baştan kan fışkırıyor ve biz o kanda boğuluyoruz." En beğendiğim tiyatrolar listesinde üst sıralarda yer alan bu müthiş oyun geçen sene Ankara'ya turne yapmıştı. Geçen sene uzun süreler bilet bulmanın mümkün olduğu bir oyundu, Ankara izleyicisinin dikkatini pek çekmemişti ancak gidemeyenler pişman oldular. Neyseki bu sene tekrar geliyor 😁 Geçen sene iki kez izlediğim oyun hakkında önceden yazacağım ki belki bilet almayacak birini gitmeye ikna ederim. Geçen yıl hakkında hiçbir şey okumadan sadece konusunu beğenerek gittiğimiz bir oyundu, beklentimiz yok gibiydi. Oyunsa boğazımızı düğümlendirdi, beynimizden vurdu, yaktı bizi. Oyun bitiminde iç çeken burunlar, şaşkın allak bullak yüzler ve üstünde düşünmeye değer bir hikayenin zihinlerdeki yankılarıyla salondan ayrıldı izleyenler. Söylediklerim ve söyleyeceklerim asla abartı değildir. Oyun müthiş, darmadağın ediyor. ...

İBİŞ'İN RÜYASI (ANTALYA DEVLET TİYATROSU)

Resim
İBİŞİN RÜYASI (ANTALYA DEVLET TIYATROSU) Bu sezonun 3. turne oyunu Antalya'dan geldi. Oyun Tarık Buğra tarafından yazılmış. Tarık Buğra denince Küçük Ağa, Osmancık, Yağmur Beklerken gibi romanları öncelikle akla gelse de aslında çok yönlü bir yazar. Özellikle Kurtuluş Savaşı süreci ve sonrasını dönem edebiyatında pek yer bulamayan halktan karakterlerle gerçekçi biçimde anlatması, yazım yeteneği ile önemli bir edebiyatçı. Ayakta Durmak Istiyorum, Patron gibi piyesleri de mevcutmuş. İbiş'in Rüyası ise aslında bir roman (hem de ödüllü) ancak Buğra tarafından oyunlaştırılarak sahnelere kazandırılmış. Shakespeare Zorda'dan çoğu izleyenin aşina olduğu oyun içinde oyun şeklinde, eğlenceli, hareketli ve bizden bir temsil. Ortaoyunu sanatçısı Naşit Özcan'ın hayatından esinlenilmiş, muhtemelen de Tarık Buğra'dan da esintiler olan oyun elbette romandaki tüm ayrıntıları sahneye taşımıyor. Ben özellikle karakter tanıtımında kitaptan bazı ekler yaparak aktarmaya çalışacağ...

GRÖNHOLM METHODU (ANKARA DEVLET TİYATROSU)

Resim
GRÖNHOLM METHODU (ANKARA DEVLET TİYATROSU) Yazılmayı bekleyen 5 oyun içinden Grönholm Methodu'nu seçip üstümdeki ölü toprağını atayım. Oyuna ilk gidişim 27.10.2015 imiş, yani temsile başlandığı ilk dönemlerde. Pazar günü hafızamdaki boşlukları doldurmak için tekrar gittim. Oyun iş hayatına dair bir kara mizah. Oyuna ismini veren Grönholm methodu da iş adaylarının seçiminde kullanılan yöntem. Salona girince bir ofis dekoru karşılıyor bizi ve oyunun tek dekoru bu. Oyun başlar başlamaz da iş görüşmesine gelmiş adaylar yavaş yavaş sahnede yerini alıyor. Fernando, Enrica, Carlos ve Mercedes görüşmeye gelmiş adaylar ve iş sadece birine gidecek. Her biri iş dünyasında karşılaşılabilecek ayrı bir kişiliği temsil ediyor gibi görünüyor ve hepsinin ayrı bir hikayesi ve sırları var. Görüşmeyi yapacak kişinin gelmesini beklerken bir bölme açılacak ve içinden çıkan zarflarda yazan görevler bizi bir anda psikolojik bir deneyin izleyicisi haline getirecek. Çünkü işi almak için ne kadar i...

IV.MURAT (ANKARA DEVLET TİYATROLARI)

Resim
IV.MURAT (ANKARA DEVLET TİYATROLARI) Osmanlı tarihine dair oyunlar bazı izleyicileri özellikle çekse de bazıları için önyargıyla yaklaşılan temsiller. Bence tarihimizin her dönemi kıymetli ve belli bir ideoloji ya da kesimle özleşerek toplumda ayrışma yaratmasına izin verilmemeli. Bazı oyunlar biraz yanlı bakış açısı hissettirse de IV. Murat bunlardan biri değil. Yazar Turan Oflazoğlu'nun pek çok tarihi oyunu var. Genç Osman, Deli Ibrahim, Fatih, Cem Sultan, Kösem Sultan, II. Mahmut oyunlarında yer almış tarihi karakterlerden bazıları. İzlediğim Fatih (Bizans Düştü) oyununu pek beğenmemiştim, çünkü Fatih, tek taraflı anlatılmıştı (ya da sahneye öyle aktarılmıştı.) Ama oyundan önce önyargım yoktu. Rejisor olarak Bozkurt Kuruç'u görmek sevindiriciydi çünkü Macbeth oyununu beğenmiştim. Bu oyun da yetkin reji dokunuşlarını fark ettiğim, büyük emeklerin eseri bir gösteri olmuş. Temsilin başlangıç sahnesi oldukça etkileyici, arkaya koyulan müzik de tüm azametiyle gelen yeni...

DELİ KADIN AYŞEN GRUDA

Resim
DELİ KADIN AYŞEN GRUDA Bu temsili geçen sene büyük hevesle aldım ama umduğumdan farklı bir şey çıktı. Kimse hayal kırıklığına uğramasın, ne göreceğini bilerek gitsin. Öncelikle Ayşen Gruda'yı sahnede görmek, ondan anılar dinlemek harika. Gidiş amacı da %90 bu zaten, bu deli kadını tanımak. Eski filmlerde görüp yüzümüzü güldüren domates güzeli, yaşayan efsane, döneminden hala hayatta olan az sayıda kişiden biri. Elbette sanat hayatını öğrenmek, diğer oyuncular, yönetmenler hakkında dipnotlar duymak için kusursuz kaynak kendisi. Hem de çok eğlenceli biri olduğu malum yani gösterinin harika olmaması için bir sebep yok. Ama ama, hesapta olmayan bir şey var. Temsilin kurgusu şöyle: Bir başka oyuncu Ayşen Gruda'yı anons ediyor ve karşılıkli soru cevap şeklinde bir sohbet ilerliyor, yani röportaj gibi ki bu çok güzel bir kurgu. Ancak bu kurgu arada diğer oyuncuların başarısız bir oyunculukla oynadığı klişe ve zorlama skeçlerle bölündü. Hele sunucu olan oyuncunun sempatik olm...

ANNA KARENİNA (ANKARA DEVLET TİYATROSU)

Resim
ANNA KARENİNA (ANKARA DEVLET TİYATROSU) Sonunda diyorum, sonunda! Devlet tiyatrolarının özlenen kalitesini hissettiren, farklı ve başarılı bir oyun. Anna Karenina ne anlatıyor derseniz bu 800 sayfalık kitaptaki 7-8 ana karakterin ve onlarca yan karakterin psikolojileri ve birbiriyle ilişkileri derinlemesine veriliyor. Bu yüzden de Tolstoy'un ve dünya edebiyatının en önemli eserleri arasında gösteriliyor. Karakter derinliği, olay örgüsü, döneminin aynası olma özelliğini sonuna kadar yansıtması ve eleştirel yönüyle farklı ve dolu bir eser. Tolstoy'un sosyal yapı, kadının ve ailenin toplumdaki yeri, din, politika, eğitim, ekonomi gibi pek çok konuda çağını aşan fikirlerini ve gözlemlerini de kattığı kitabın ilk cümlesiyse "Mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz aileninse kendince bir mutsuzluğu vardır." Stiva ve Doli Anna ve kocası Alexey Kiti ve Lenin Oyunda yan karakterlerin hemen hiçbiri yok, dolayısıyla olaylar ana karakterlerin başından geçen...

BENİ BEKLEME (AST)

Resim
BENİ BEKLEME (AST) Beni Bekleme AST'nin en yeni oyunlarından, hatta cumartesi günü prömiyer yaptı. Daha konusu bile yazmıyordu ne bilet sayfasında ne de başka bir yerde. Benim gibi çoğu izleyici, Ast'nin diğer başarılı oyunlarına güvenip gelmişti. Oyun bunun hakkını verebildi mi? Oyun Yeşim Dorman tarafından yazılmış. 80'lerde yaptıkları devlet karşıtı etkinlikler nedeniyle zamanında işkence görmüş devrimci bir karı-koca var. Açıkça travma sonrası stres bozukluğu yaşayan bu iki kişinin yaşamlarından birkaç günü, ast'den beklenen ideolojik fikirleri sunup, geçmişteki acılarını da göstererek anlatıyorlar. Karakterler Ülkü, Nusret ve oğulları. Tabi bir de çellist. Koca hapishanede bile kalmış. Kadın eşini darağacından kurtarmak için babasından kalan iki dubleks dükkanı satmış. Şimdi de kayınvalidesinin yardımıyla alınmış kadının deyimiyle 'kapıcı dairesinden bozma' bir evde kalıyorlar. Bu hikayenin giriş kısmı. Anlatılanları evden çıkmak üzere olan kadının,...

MDT FRİDA

Resim
MDT FRİDA Frida, yıllardır hakkında defalarca yazılıp çizilmiş, hem yaşamı hem kişiliği hem de sanatıyla ölümünden çok sonra bile popüler kalmış bir sanatçı, bir kadın. Şu an güçlü kadın olmanın simgelerinden biri. Pıcasso'nun bile övgüyle söz ettiği bir sanatçı. Adına yapılmış sayısız sanat eserinden biri de MDT Frida. 1 saat 30 dakikalık, 2 perde bu modern dans gösterisi Frida'nın hayatını anlatıyor. İlk perde çocukluk ve gençlik halini sahneye taşıyor. Bir kum saati döndürülüyor ve Frida'nın hayatı başlıyor. Ailesini tanıyoruz ilk perdede ama esas olarak hep peşinde olan ölümle tanışıyoruz. Bu ölüm hemen her sahnede görünecek. En mutlu zamanlarında da yaşadığı felaketlerde de... Felaketlerden ilki geçirdiği çocuk felci. Sahnede gülüp eğlendikleri bir günde silahlı adamlar çıkageliyor ve herkes kaçışıyor. Sonraki sahnede Frida'yı yatağında görüyoruz, ölüm de tepesinde. Acaba silahla mı yaralandı diye düşünülebilir ama aslında çocuk felci hastalığından yatıyo...